Mekkî · 22 ayet
البُرُوجِ
Bürûc Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 85. suresidir. Mekkî bir suredir ve 22 ayetten oluşur.
وَشَاهِدٍۢ وَمَشْهُودٍۢ
veşâhidiv vemeşhûd.
Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.
قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ
ḳutile aṣḥâbü-l'uḫdûd.
Meali, 4–7. ayetlerle birlikte 7. ayetin altında verilmiştir.
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ
ennâri ẕâti-lveḳûd.
Meali, 4–7. ayetlerle birlikte 7. ayetin altında verilmiştir.
إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۭ
iẕ hüm `aleyhâ ḳu`ûd.
Meali, 4–7. ayetlerle birlikte 7. ayetin altında verilmiştir.
وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌۭ
vehüm `alâ mâ yef`alûne bilmü'minîne şühûd.
4–7. ayetlerin meali
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
vemâ neḳamû minhüm illâ ey yü'minû billâhi-l`azîzi-lḥamîd.
Meali, 8–9. ayetlerle birlikte 9. ayetin altında verilmiştir.
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌ
elleẕî lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. vellâhü `alâ külli şey'in şehîd.
8–9. ayetlerin meali
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ
inne-lleẕîne fetenü-lmü'minîne velmü'minâti ŝümme lem yetûbû felehüm `aẕâbü cehenneme velehüm `aẕâbü-lḥarîḳ.
Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ
inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâr. ẕâlike-lfevzü-lkebîr.
Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur.
إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
inne baṭşe rabbike leşedîd.
Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır.
إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
innehû hüve yübdiü veyü`îd.
Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur.
وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ
vehüve-lgafûru-lvedûd.
Meali, 14–15. ayetlerle birlikte 15. ayetin altında verilmiştir.
ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ
ẕü-l`arşi-lmecîd.
14–15. ayetlerin meali
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.
فَعَّالٌۭ لِّمَا يُرِيدُ
fa``âlül limâ yürîd.
Her dilediğini mutlaka yapandır.
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ
hel etâke ḥadîŝü-lcünûd.
Meali, 17–18. ayetlerle birlikte 18. ayetin altında verilmiştir.
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
fir`avne veŝemûd.
17–18. ayetlerin meali
Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍۢ
beli-lleẕîne keferû fî tekẕîb.
Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir.
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ
vellâhü miv verâihim müḥîṭ.
Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir.
بَلْ هُوَ قُرْءَانٌۭ مَّجِيدٌۭ
bel hüve ḳur'ânüm mecîd.
Meali, 21–22. ayetlerle birlikte 22. ayetin altında verilmiştir.
فِى لَوْحٍۢ مَّحْفُوظٍۭ
fî levḥim maḥfûż.
21–22. ayetlerin meali
Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.
Bürûc
Mişârî Râşid el-Afâsî