Mekkî · 25 ayet
الانشِقَاقِ
İnşikâk Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 84. suresidir. Mekkî bir suredir ve 25 ayetten oluşur. Secde ayeti: 21.
1–2. ayetlerin meali
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ
veiẕe-l'arḍu müddet.
Meali, 3–5. ayetlerle birlikte 5. ayetin altında verilmiştir.
وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ
veelḳat mâ fîhâ veteḫallet.
Meali, 3–5. ayetlerle birlikte 5. ayetin altında verilmiştir.
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.
3–5. ayetlerin meali
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًۭا فَمُلَٰقِيهِ
yâ eyyühe-l'insânü inneke kâdiḥun ilâ rabbike kedḥan femülâḳîh.
Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O'na kavuşacaksın.
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ
feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînih.
Meali, 7–9. ayetlerle birlikte 9. ayetin altında verilmiştir.
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًۭا يَسِيرًۭا
fesevfe yüḥâsebü ḥisâbey yesîrâ.
Meali, 7–9. ayetlerle birlikte 9. ayetin altında verilmiştir.
وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًۭا
veyenḳalibü ilâ ehlihî mesrûrâ.
7–9. ayetlerin meali
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ
veemmâ men ûtiye kitâbehû verâe żahrih.
Meali, 10–12. ayetlerle birlikte 12. ayetin altında verilmiştir.
فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًۭا
fesevfe yed`û ŝübûrâ.
Meali, 10–12. ayetlerle birlikte 12. ayetin altında verilmiştir.
وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا
veyaṣlâ se`îrâ.
10–12. ayetlerin meali
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
innehû kâne fî ehlihî mesrûrâ.
Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi.
إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ
innehû żanne el ley yeḥûr.
Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.
بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًۭا
belâ. inne rabbehû kâne bihî beṣîrâ.
Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ
felâ uḳsimü bişşefeḳ.
Akşamın alaca karanlığına and olsun;
وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
velleyli vemâ veseḳa.
Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun;
وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ
velḳameri iẕe-tteseḳa.
Dolunay halindeki aya and olsun ki:
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍۢ
leterkebünne ṭabeḳan `an ṭabaḳ.
Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
femâ lehüm lâ yü'minûn.
Onlara ne oluyor da inanmıyorlar?
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩
veiẕâ ḳurie `aleyhimü-lḳur'ânü lâ yescüdûn.
Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar?
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ
beli-lleẕîne keferû yükeẕẕibûn.
Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar.
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
vellâhü a`lemü bimâ yû`ûn.
Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir.
فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
febeşşirhüm bi`aẕâbin elîm.
Onlara can yakıcı azabı müjde et.
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ
ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm ecrun gayru memnûn.
Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır.
İnşikâk
Mişârî Râşid el-Afâsî