Mekkî · 26 ayet
الغَاشِيَةِ
Gâşiye Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 88. suresidir. Mekkî bir suredir ve 26 ayetten oluşur.
O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür.
عَامِلَةٌۭ نَّاصِبَةٌۭ
`âmiletün nâṣibeh.
Zor işler altında bitkin düşmüştür.
تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةًۭ
taṣlâ nâran ḥâmiyeh.
Yakıcı ateşe yaslanırlar.
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍۢ
tüsḳâ min `aynin âniyeh.
Kızgın bir kaynaktan içirilirler.
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍۢ
leyse lehüm ṭa`âmün illâ min ḍarî`.
Meali, 6–7. ayetlerle birlikte 7. ayetin altında verilmiştir.
لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍۢ
lâ yüsminü velâ yugnî min cû`.
6–7. ayetlerin meali
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاعِمَةٌۭ
vucûhüy yevmeiẕin nâ`imeh.
İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.
لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌۭ
lisa`yihâ râḍiyeh.
Yaptıklarından hoşnuddurlar.
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍۢ
fî cennetin `âliyeh.
Yüksek bir cennettedirler.
لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةًۭ
lâ tesme`u fîhâ lâgiyeh.
Orada boş söz işitmezler.
فِيهَا عَيْنٌۭ جَارِيَةٌۭ
fîhâ `aynün câriyeh.
Orada akan kaynak vardır.
فِيهَا سُرُرٌۭ مَّرْفُوعَةٌۭ
fîhâ sürurum merfû`ah.
Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır.
وَأَكْوَابٌۭ مَّوْضُوعَةٌۭ
veekvâbüm mevḍû`ah.
Yerleştirilmiş kaseler,
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌۭ
venemâriḳu maṣfûfeh.
Sıra sıra yastıklar,
وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ
vezerâbiyyü mebŝûŝeh.
Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır.
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
efelâ yenżurûne ile-l'ibili keyfe ḫuliḳat.
Meali, 17–20. ayetlerle birlikte 20. ayetin altında verilmiştir.
وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
veile-ssemâi keyfe rufi`at.
Meali, 17–20. ayetlerle birlikte 20. ayetin altında verilmiştir.
وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
veile-lcibâli keyfe nüṣibet.
Meali, 17–20. ayetlerle birlikte 20. ayetin altında verilmiştir.
وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
veile-l'arḍi keyfe süṭiḥat.
17–20. ayetlerin meali
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌۭ
feẕekkir innemâ ente müẕekkir.
Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
leste `aleyhim bimüṣayṭir.
Sen, onlara zor kullanacak değilsin.
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
illâ men tevellâ vekefera.
Meali, 23–24. ayetlerle birlikte 24. ayetin altında verilmiştir.
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
feyü`aẕẕibühü-llâhü-l`aẕâbe-l'ekber.
23–24. ayetlerin meali
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
inne ileynâ iyâbehüm.
Doğrusu onların dönüşü Bize'dir.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
ŝümme inne `aleynâ ḥisâbehüm.
Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir.
Gâşiye
Mişârî Râşid el-Afâsî